zureden
cesaret vermek, cesaretlendirmek,...
{
encourage
}
ilham vermek, esinlemek, sebep olmak,...
{
inspire
}
konuşmak (ile), konusunda konuşmak,...
{
speak to
}
kandırmak, inandırmak, aklını çelmek,...
{
persuade
}
zureden
(j-m) l. b-ni iknaa calismak 2. (drängen) üstüne varmak; b-ni, bsi yapmasi icin sikistirmak 3. (ermutigen) b-ni cesaretlendirmek
zureden
" ikna etmeye çalışmak; cesaretlendirmek"
zureden
teşvik etmek, nasihat vermek(DATİVOBJEKT alır)