zest
i.
çeşni, lezzet, tat
f.
lezzet katmak, tat vermek, zevk vermek
zest
"i. 1. zevk, haz, keyif, lezzet: They still have a zest for living. Onlar hâlâ hayattan zevk alabiliyor. That it was illicit only added to its zest. Kurallara aykırı oluşu zevkini daha da artırdı. 2. şevk: She works with zest. Şevkle çalışıyor. 3. azıcık keskin/acı bir çeşni: The cinnamon adds zest to it. Tarçın ona azıcık keskin bir çeşni katar. 4. renklilik; canlılık; çeşni, lezzet: Zerrin´s presence always adds zest to the proceedings. Zerrin´in varlığı, toplantıya hep bir renk katar."
zest
lezzet
zest
tat, lezzet, çesni; zevk, hoslanma