worry
f.
üzülmek, endişe etmek, endişelendirmek, endişelenmek, kaygılanmak, merakta kalmak, merak etmek, tedirgin olmak, rahatsız olmak, ısırıp silkelemek, sinirlenmek, hırpalamak, taciz etmek, zorlamak, rahatsız etmek, üzmek
i.
endişe, karın ağrısı, kaygı, merak, üzüntü, dert, acı, silkeleme, ısırıp silkeleme (köpek)
worry
"f. 1. (about) merak/kaygı içinde olmak, merak etmek; kaygılanmak, üzülmek; -i merak içinde bırakmak, -i kaygılandırmak, -i rahatsız etmek: Don´t worry about it! Onu merak etme! What´s worrying you? Seni kaygılandıran ne? That doesn´t worry me at all. O beni hiç rahatsız etmiyor. Don´t worry! Merak etme!/Üzme canını! 2. -e musallat olmak, -e tebelleş olmak. i. 1. kaygı, tasa, merak. 2. dert, sorun. "
worry
v.üzül:n.kaygı
worry
üzülmek, kaygilanmak, merak etmek; üzmek, kaygilandirmak, rahatsiz etmek; musallat olmak, isirmak; kaygi, üzüntü, sikinti, sikinti kaynagi