work up
sokmak, getirmek, düzenlemek, hazırlamak, tamamlamak, geliştirmek, planlamak, tahrik etmek, artırmak, körüklemek, amaçlamak, hedeflemek, heyecanlandırmak
worked up
heyecanlanmış, öfkelenmiş
work up
1. (ilgi, heves, heyecan v.b.´ni) uyandırmak. 2. (birinin) duygularını giderek doruğa çıkarmak: She worked the crowd up into a frenzy. Kalabalığı giderek çılgın bir hale getirdi. 3. hareket ede ede (susamış/acıkmış/terlemiş) bir hale gelmek: You´ve worked up a sweat. Hareket ede ede terledin. They had worked up an appetite. Hareket ede ede iştahları açılmıştı. 4. into (bir şeyi) geliştirerek (başka bir şey) yapmak: Maybe they can work it up into a book. Belki onu geliştirip kitap haline getirebilirler. 5. to giderek (bir yere) varmak: The symphony´s last movement works up to a magnificent conclusion. Senfoninin son bölümü yavaş yavaş muhteşem bir bitişe dönüşüyor.
work up
geliştir
work up
heyecanlandirmak, azdirmak; (bir sey) yapmak üzere olmak, ilerlemek; ilerletmek, iyi bir duruma getirmek
work up
work up to sth.
1.gelişmek
2.hazırlamak,amaçlamak