Weiß (das)
weiß
beyaz, ak, solgun, temiz, masum,...
{
white
}
weißen
beyazlaşmak, beyazlamak, ağarmak, açmak...
{
whiten
}
beyazlatmak, ağartmak, rengini açmak
{
bleach
}
badanalamak, örtbas etmek, kusurlarını...
{
whitewash
}
wissen
bilmek, tanımak, tatmak, başından...
{
know
}
hatırlamak, anımsamak, hatırda tutmak,...
{
remember
}
weiß
beyaz, ak; (als Pferdefarbe a.) süt kin; Er wurde ^ wie die Wand. Beti benzi duvar kesildi. Sein Haar ist ~ geworden. Saclanna ak düstü. -e Stellen bekommen abrasla-mak; -e Fahne mil. mütareke {od. teslim) bayragi; -e Bohnen pl. kuru fasulye; -e Maus F trafik (polis) memuru; -e Mäuse sehen l. asin derecede vesveselenmek, telasta bulunmak 2. hezeyana ba^lamak; die °e Frau. (Spukge-stalt in Schlössern) hayalet, ein, peri; der Qe Sonntag Pak yortusundan sonraki pazar günü; der Qe Tod soguktan ölme; das Qe Haus (Washington) Beyaz Saray
weiß
beyaz, ak
weiß
wissen (über + acc. or von) wußte wüßte hat gewußt A bilmek