warm
s.
sıcak, ılık, samimi, canlı, hararetli, heyecanlı, sıcak tutan, sıcacık, taze
f.
ısınmak, ısıtmak, samimileşmek
i.
ısınma, sıcakça yer
warm
"s. 1. ılık. 2. sıcak (hava): warm front sıcak hava kütlesi. 3. ısıtan, sıcak tutan (giysi, battaniye v.b.). 4. candan, hararetli, sıcak: a warm welcome sıcak bir karşılama. 5. yüreği sıcak, sevgi dolu; cana yakın, samimi (kimse). 6. sıcakkanlı. 7. sıcak (renk). f. 1. (up) ısıtmak, kızdırmak; ısınmak: Please warm this milk. Lütfen bu sütü ısıtın. The weather is warming up. Hava ısınıyor. 2. to/towards -e ısınmak, -e alışmak: He is warming to the work. İşe ısınıyor. 3. up (yarışmadan önce) hafif idman yapmak. 4. up (konserden/temsilden önce) son bir hazırlık yapmak. 5. up canlanmak, kızışmak, coşmak: The discussion is warming up. Tartışma canlanıyor."
warm
v.ısıt:adj.sıcak
warm
sicak, ilik; sicak tutan; içten, candan; canli, hos; neseli, sicak, dostça; (oyun, vb.'de) sonuca/yanita yakin; isitmak; isinmak; heyecanlandirmak; sicak yer, sicak; isinma
warm
1. ılık
2. sıcak
3. ısıtmak