wachsen
büyümek, gelişmek, yetişmek,...
{
grow
}
kalkmak, ayağa kalkmak, kabarmak,...
{
rise
}
üzerine çıkmak, bindirmek, çıkmak,...
{
mount
}
genişlemek, genişletmek
{
broaden
}
uzatmak, sulandırmak, uzamak
{
lengthen
}
damardan vermek, damarına enjekte etmek,...
{
shoot up
}
çıkmak, yukarı çıkmak, yükselmek,...
{
ascend
}
filizlenmek, çimlenmek, bitmek
{
sprout
}
Wachs (das)
balmumu, mum, cila, kulak kiri, ağda,...
{
wax
}
wachsen
(intr.) l. büyümek; nesvünema bulmak; boy almak 2. (Federn, Gras usw.) bitmek 3. (Pflanzen) yetis-mek 4. ßg. co^almak, artmak; (tr.) (Skier) balmumu sürmek; mumlamak; ^ lassen (Bart, Haare usw.) sali-vermek, koyuvermek; Hier wächst gutes Fichtenholz. Burada iyi cam yetisir, aus den Kleidern ~ elbise!3ri kücük gelmek; ins Fleisch ^ (Nagel) ete batmak; j-m über den Kopf^ b-nin tepesine cikmak; gewachsen (ebenbürtig) küfüv. es;/-m, e-r S. ~ sein b-nin, bsin hakkin-dan gelmek; bsle basa cikmak; schön ^ celimli; suna gibi; boyu bosu yerinde; sürahi endamli; Ist er seiner Aufgabe ^? A^zmm asi..rni? sich an et. versuchen, dem man nicht ~ ist basindan^üyük islere girismek; elinin hamuriyle erkek isine ^ansmak; sehr ans Herz ^ sein bsi, b-ni cok sevmek
wachsen
" büyümek; yetişmek; balmumu sürmek"
wachsen
wächst wuchs wüchse ist gewachsen büyümek