Wagen (der)
araba, otomobil; vagon, kabin, yolcu...
{
car
}
elebaşı, kamyonet, karavan, yük vagonu,...
{
van
}
at arabası, el arabası, çekçek, araba
{
cart
}
posta arabası, at arabası, fayton,...
{
coach
}
binek arabası, vagon, taşıma, nakliye,...
{
carriage
}
wagen
riske atmak, tehlikeye atmak, cüret...
{
venture
}
riske atmak, tehlikeye atmak, göze almak
{
risk
}
cüret etmek, cesaret etmek; kalkışmak;...
{
dare
}
tehlikeye atmak, riske sokmak, riske...
{
hazard
}
wagen
tehlikeye atmak, riske atmak, atılmak,...
{
adventure
}
tehlikeye atmak, riske sokmak, riske...
{
hazard
}
riske atmak, tehlikeye atmak, göze almak
{
risk
}
riske girmek, göze almak, denemek, şans...
{
chance
}
cüret etmek, cesaret etmek; kalkışmak;...
{
dare
}
wagen (de)
araç, taşıt, vasıta, taşıyıcı
{
vehicle
}
binek arabası, vagon, taşıma, nakliye,...
{
carriage
}
araba, otomobil; vagon, kabin, yolcu...
{
car
}
otomobil, oto, araba
{
auto
}
elebaşı, kamyonet, karavan, yük vagonu,...
{
van
}
at arabası, el arabası, çekçek, araba
{
cart
}
waag (de)
pul, balık pulu, skala, kabuk, tartar,...
{
scale
}
terazi burcu [astr.], terazi takımyıldzı...
{
scales
}
Wagen
m l. araba 2. (Eisenbahn2) vagon 3. (Kutsche) pay-ton 4. (Kraft0) otomobil, araba 5. (Last2) kamyon 6. (Liefer2) kamyonet 7. (Möbe^) esya nakil arabasi 8. (Pack2) (Eisenbahn) furgon 9. (der Schreibmaschine) saryo 10 astr. (Großer, Kleiner) s. Bär (Großer. Kleiner); /n drei — fuhren wir von Izmir ab. Üc otomobillik kafile halinde tzmirden aynidik. die Pferde hinter den -^ spannen tersine i§ görmek
wägen
tartmak. vcznetmek (a. ßg.) Erst ^, dann wagen! Spr. Evvelä iyice düsün, sonra tesebbüs et!
wagen(verb)
l. cesaret etm. 2. (et. Gefährliches) riske etm., tehlikeye koymak; (sein Leben) hayatim vermegi göze almak 3. (sich an et.) a) bse yakla§maga cesaret etm. b)/zg. bs\ yapmaga kalkismak, kıyam etm.; yeltenmek; bir işi kesmek; nicht ~ et. zu tun bşden sakinmak, bse utanmak; bşi yapmağa yüzü tutmamak; sich aus dem Haus - evden cikmağa cesaret etm.; Wer nicht wagt, der nicht gewinnt. Spr. Zarardan korkan kär etmez. Spr. Man soll sich nicht an Dinge ~, die man nicht bewältigen kann. Insan, yapamayacağı islere kalkismamali. Frisch gewagt ist halb gewonnen. Spr. tse cesaretle atlimak, yarı yarıya basarmak demektir.
Wagen
" [der] araba; vagon; otomobil; fayton"
wagen
" cesaret etmek; tehlikeye atmak"
wägen
wog / wägte wöge hat gewogen / gewägt tartmak, enine boyuna düşünmek, ölçüp biçmek