wägen

Get Babylon's Translation Software! Free Download Now!
Babylon 8 - Your all-in-one solution
Award winning translation software trusted by millions. Translate from any language to any language.
View Demo


German - TurkishDownload this dictionary
Wagen (der)
araba, otomobil; vagon, kabin, yolcu... { car }
yük vagonu, katar, yük arabası { wagon (Amer.) }
elebaşı, kamyonet, karavan, yük vagonu,... { van }
at arabası, el arabası, çekçek, araba { cart }
posta arabası, at arabası, fayton,... { coach }
binek arabası, vagon, taşıma, nakliye,... { carriage }
 
wagen
riske atmak, tehlikeye atmak, cüret... { venture }
riske atmak, tehlikeye atmak, göze almak { risk }
cüret etmek, cesaret etmek; kalkışmak;... { dare }
tehlikeye atmak, riske sokmak, riske... { hazard }


Dutch - TurkishDownload this dictionary
wagen
tehlikeye atmak, riske atmak, atılmak,... { adventure }
tehlikeye atmak, riske sokmak, riske... { hazard }
riske atmak, tehlikeye atmak, göze almak { risk }
riske girmek, göze almak, denemek, şans... { chance }
cüret etmek, cesaret etmek; kalkışmak;... { dare }
uygun görmek { think fit }
 
wagen (de)
araç, taşıt, vasıta, taşıyıcı { vehicle }
binek arabası, vagon, taşıma, nakliye,... { carriage }
araba, otomobil; vagon, kabin, yolcu... { car }
otomobil, oto, araba { auto }
elebaşı, kamyonet, karavan, yük vagonu,... { van }
at arabası, el arabası, çekçek, araba { cart }
iki tekerlekli araba { chariot }
yük arabası { Wain }
 
waag (de)
pul, balık pulu, skala, kabuk, tartar,... { scale }
terazi burcu [astr.], terazi takımyıldzı... { scales }
terazi { scales }


German Turkish Buyuk SozlukDownload this dictionary
Wagen
m l. araba 2. (Eisenbahn2) vagon 3. (Kutsche) pay-ton 4. (Kraft0) otomobil, araba 5. (Last2) kamyon 6. (Liefer2) kamyonet 7. (Möbe^) esya nakil arabasi 8. (Pack2) (Eisenbahn) furgon 9. (der Schreibmaschine) saryo 10 astr. (Großer, Kleiner) s. Bär (Großer. Kleiner); /n drei — fuhren wir von Izmir ab. Üc otomobillik kafile halinde tzmirden aynidik. die Pferde hinter den -^ spannen tersine i§ görmek
 
wägen
tartmak. vcznetmek (a. ßg.) Erst ^, dann wagen! Spr. Evvelä iyice düsün, sonra tesebbüs et!
 
wagen(verb)
l. cesaret etm. 2. (et. Gefährliches) riske etm., tehlikeye koymak; (sein Leben) hayatim vermegi göze almak 3. (sich an et.) a) bse yakla§maga cesaret etm. b)/zg. bs\ yapmaga kalkismak, kıyam etm.; yeltenmek; bir işi kesmek; nicht ~ et. zu tun bşden sakinmak, bse utanmak; bşi yapmağa yüzü tutmamak; sich aus dem Haus - evden cikmağa cesaret etm.; Wer nicht wagt, der nicht gewinnt. Spr. Zarardan korkan kär etmez. Spr. Man soll sich nicht an Dinge ~, die man nicht bewältigen kann. Insan, yapamayacağı islere kalkismamali. Frisch gewagt ist halb gewonnen. Spr. tse cesaretle atlimak, yarı yarıya basarmak demektir.

Mustafa YILDIZ's Deutsch - Turkisch WörterbuchDownload this dictionary
Wagen
" [der] araba; vagon; otomobil; fayton"
 
wagen
" cesaret etmek; tehlikeye atmak"

ELIF - GrammatikDownload this dictionary
wägen
wog / wägte wöge hat gewogen / gewägt tartmak, enine boyuna düşünmek, ölçüp biçmek

Define wägen

Translate wägen





wägen in Chinese | | wägen in English | wägen in French | wägen in Italian | wägen in Spanish | wägen in Dutch | wägen in Portuguese | wägen in German | wägen in Russian | wägen in Greek | wägen in Arabic | wägen in Croatian | wägen in Serbian