view
f.
bakmak, görmek, incelemek, üzerinde düşünmek, seyretmek
i.
bakış, görüş, görüş alanı, manzara, panaroma, görünüm, görüntü, beklenti, amaç, fikir, kanı, gösterme, yayınlama
view
i. 1. bakış: point of view bakış açısı. 2. görüş, fikir, düşünce: exchange of views fikir alışverişi. 3. görünüm, manzara: This house has a wonderful view of the Bosporus. Bu evin harika bir Boğaz manzarası var. 4. maksat, amaç: It was done with a view to establishing closer business ties. Daha yakın iş ilişkileri kurmak amacıyla yapıldı.
view
v.gör:n.görüş
view
görüs, görünüs; manzara; bakis; görüs, düsünce, kani; incelemek, tetkik etmek; bakmak, görmek, muayene etmek; üzerinde düsünmek, degerlendirmek
view
gözden geçirmek, görünüş