trick
f.
kandırmak, oyun etmek, oyuna getirmek, aldatmak, faka bastırmak
i.
aldatmaca, oyun, üçkâğıt, numara, el çabukluğu, üçkâğıtçılık, çalım, dalavere, dümen, hile, muziplik, azizlik, kötü şaka, işin sırrı, kurnazlık, püf noktası, marifet, güzel kadın, oyunda yerde toplanan kâğıtlar, fahişenin müşterisi, dümen nöbeti
s.
hileli
trick
"i. 1. hile, oyun, dolap, numara: She uses tears as a trick to gain sympathy. Kendini acındırmak için ağlama numarası yapıyor. play a trick on s.o. birine oyun oynamak, birine azizlik etmek. 2. sır: The trick to being on time is to set one´s watch ahead. Bir yere vaktinde gitmenin sırrı saati ileri almakta yatar. trick of the trade meslek sırrı. 3. âdet: Turks have an interesting trick; they raise their eyebrows to express disagreement. Türklerin ilginç bir âdeti var; bir şeyi onaylamadıklarını belirtmek için kaşlarını kaldırırlar. 4. şaka: He played a trick on me. Bana şaka yaptı. f. 1. aldatmak, kandırmak, hile yapmak. 2. out/up -i süslemek. "
trick
v.aldat:n.hile
trick
hüner, numara, el çabuklugu; marifet, ustalik, beceri, incelik; muziplik, seytanlik; (iskambil) el; hile, düzen, dolap, oyun, dalavere; muziplik için yapilmis, muzip, muzir; zor, kazik; (into ile) aldatmak, kandirmak, kelege getirmek, üçkâgida getirmek
TRICK
TAKSİMAT ÇİZGİSİ:Bir mercek üzerinde veya dürbün iç taksimatındaki çizgi.