Tragen (das)
davranış, hareket; ilgi, alâka; çekme,...
{
bearing
}
çalkalanma, alma, alış, ele geçirme,...
{
taking
}
tutma, toprak kiralama, arsa, hisse,...
{
holding
}
tragen
taşımak; katlanmak, çekmek, sineye...
{
bear
}
taşımak, kaldırmak, nakletmek, götürmek,...
{
carry
}
taşımak, nakletmek, sürmek, coşturmak,...
{
transport
}
giymek, takmak, taşımak, dayanmak,...
{
wear
}
almak, götürmek, tahammül etmek, tutmak,...
{
take
}
desteklemek, para yardımı yapmak,...
{
support
}
dayanmak, katlanmak; durmak, var olmak;...
{
endure
}
acı çekmek, çekmek, zarar görmek,...
{
suffer
}
hoşgörmek, müsamaha etmek, tahammül...
{
tolerate
}
ödemek, ödeme yapmak, masrafı karşılamak
{
defray
}
Trage (die)
sedye, ayakkabı kalıbı, gergi, kasnak,...
{
stretcher
}
tahtırevan, çöp, sedye, kedi kumu,...
{
litter
}
küfe, yük hayvanına takılan küfe,...
{
pannier
}
tragen
l. tasimak, nakletmek, götürmek 2. (stützen) destek-lemek 3. (Früchte) mahsul, meyve vermek 4. (einbringen, abwerfen) vermek, getirmek 5. (trächtig sein) yüklü olm. 6. (Kleidung) giymek 7. (Brille, Orden usw.) takmak 8. (Kosten) masrafi b-ne ait olm. 9. (Verantwortung) mesu-liyet altinda kalmak; bsden mesul olm. 10. (ertragen) tahammül etm., cekmek 11. (bei sich) üstünde tasimak; die Schuld an et. ^ bs, b-nin kusurundan ileri gelmek; sich gut ^ l. kolayca tasmabilmek 2. (Anzug, Stoff) cok dayamkli olm.; Wieviel Kilo kann ein Kamel ~? Deve kac kilo kaldirabilir? Diesen Anzug habe ich überhaupt noch nicht getragen. Bu elbiseyi hie kullanmadim. Der Ast trägt mich nicht. Bu dal beni cekmez. Der Ochse trägt nicht schwer an seinen Hörnern. Boynuz öküze yük olmaz. Spr.; sich mit e-m Gedanken ^ zihnen b$ ile mesgul olm.; bir düsünce beslemek; bsi tasarlamak; nach et. Verlangen ^ bsi cani cekmek; getragen: mus. temkinli, yavas; -e Kleidungsstücke kullanilmis (bzw. eskimis) elbiseler
tragen
" taşımak, götürmek; (giysi) giymek; (gözlük vb.) takmak; çekmek, tahammül etmek; (hayvan) gebe olmak, yüklü olmak"
tragen
trägt trug trüge hat getragen DA taşımak, götürmek