trügen
kandırmak, kazık atmak, keklemek,...
{
deceive
}
hile yapmak, hileyle elinden almak,...
{
cheat
}
yanlış yönlendirmek, şaşırtmak, yoldan...
{
mislead
}
tragen
taşımak; katlanmak, çekmek, sineye...
{
bear
}
taşımak, kaldırmak, nakletmek, götürmek,...
{
carry
}
taşımak, nakletmek, sürmek, coşturmak,...
{
transport
}
giymek, takmak, taşımak, dayanmak,...
{
wear
}
almak, götürmek, tahammül etmek, tutmak,...
{
take
}
desteklemek, para yardımı yapmak,...
{
support
}
dayanmak, katlanmak; durmak, var olmak;...
{
endure
}
acı çekmek, çekmek, zarar görmek,...
{
suffer
}
hoşgörmek, müsamaha etmek, tahammül...
{
tolerate
}
ödemek, ödeme yapmak, masrafı karşılamak
{
defray
}
trügen
: wenn mich meine Erinnerung nicht trügt, dogruca hatirlarsam; Der Schein trügt. Spr. Görünüse (od. zeva- hire) aldanmamali. -risch l. aldatici, käzip, yaniltici, yalan, yanlis 2. (unzuverlässig) güvenilemez; sich –en Hoffnungen hingeben bös ümitlere kapilmak; -er Friede oyalayici sulh; -e Versprechungen yaldizli vaatler
trügen
aldatmak, yanıltmak
trügen
trog tröge hat getrogen aldatmak, yanıltmak