think
f.
düşünmek, saymak, anmak, sanmak, tasavvur etmek, zannetmek, aklından geçirmek, planlamak
think
f. (thought) 1. düşünmek: Shut up! I´m thinking. Sus! Düşünüyorum. What are you thinking? Neyi düşünüyorsun? I´m thinking how ridiculous this is. Bunun ne kadar gülünç olduğunu düşünüyorum. I don´t think it´ll happen. Bence olmayacak. I think I´ll get some fresh air. Biraz hava alsam iyi olur. I think I´ll take a walk. Ben bir yürüyüşe çıkayım. 2. zannetmek, sanmak, beklemek, ummak: He thinks he´s something. Kendini bir şey zannediyor. Who would have thought they´d choose that novel? O romanı seçeceklerini kim beklerdi? You´d think he was the priest. Onun papaz olduğunu zannederdin. 3. inanmak, aklına sığdırmak, aklı almak: I can´t think they´re building their house there. Onların orada ev yapmasını aklıma sığdıramıyorum. 4. saymak, addetmek: Do as you think fit. Nasıl uygun görüyorsanız öyle yapın. If you think it´s worth doing then do it! Yapmaya değer diye düşünüyorsan yap.
think
v.düşün:n.düşünce
think
düsünmek; sanmak; hatirlamak, animsamak; beklemek, ummak, tahmin etmek