take to
alışmak, hoşlanmak, kanı kaynamak, düşkün olmak, gitmek, çıkmak (sahne vb.), sığınmak
take to
1. (bir yere) gitmek: She took to her bed and stayed there all week. Yatağına girip bütün hafta orada yattı. 2. (bir şeyi yapmaya) başlamak: Their dog´s taken to biting visitors. Onların köpeği ziyaretçileri ısırmaya başladı. He´s taken to drink. Kendini içkiye verdi. 3. -den hoşlanmaya başlamak: That cat´s really taken to you. O kedi senden bayağı hoşlanmaya başladı.
take to
kani kaynayivermek, hoslanmak; -e baslamak, aliskanlik edinmek; (dinlemek için) -e gitmek, çekilmek, kaçmak
take to
take to someone
birinden hoşlanmak
take to sth.
1. bir şeyi sevmek.
2. başlamak,aşlışmak.
take someone/sth. to bits/pieces
ustalikla elestirip bozmak
take someone to task (for sth.)
azarlamak,çıkışmak,paylamak
take someone to the cleaners
[argo] soyup sogana cevirmek,dolandirmak