tail
s.
arka
f.
kuyruk takmak, kuyrul yapmak, peşine takılmak, gütmek, sapını ayıklamak, azalmak, izlemek, kuyruğu ile tutmak
i.
kuyruk, kıç, uç, peşine takılan kimse, şartlı tasarruf (miras), sınırlı sahiplik (miras)
tail
"i. 1. (hayvana ait) kuyruk. 2. arka kısım, kuyruk; son bölüm: in the tail of the procession kafilenin son bölümünde. the tail of the airplane uçağın arka kısmı. the tail of a kite uçurtmanın kuyruğu. 3. k. dili kıç, makat. 4. k. dili sivil polis, birini izlemekle görevli kimse. 5. çoğ. yazı, madeni bir paranın resimsiz yüzü. 6. çoğ. frak. 7. (giysiye ait) etek: You´re standing on the tail of my coat. Paltomun eteğine basıyorsun. f., k. dili yakından izlemek/takip etmek. "
tail
kuyruk,v.peşine takıl:n.kuyruk
tail
kuyruk; göt; bozuk paranin resimsiz tarafi, yazi; son, uç; kuyruk gibi pesine takilmak, yakindan izlemek
tail
1. Bazı hayvanların vücutlarının arka kısmında yer alan hareket yeteneğine sahip uzantı, kuyruk; 2. Kuyruğa benzer herhangi bir oluşum veya organ parçası.