tate
tata (f)
abtun
bırakmak, işten atmak, işten çıkarmak,...
{
dismiss
}
göndermek, kovmak, uzaklaştırmak
{
send away
}
yakmak, işten atmak, tutuşturmak,...
{
fire
}
serbest bırakmak, salıvermek, koyvermek,...
{
release
}
serbest bırakmak, salıvermek, tahliye...
{
free
}
antun
yapmak, etmek; tamamlamak, meydana...
{
do
}
aynen, yukarıda denildiği gibi, keza
{
do
}
oynamak, yapmak, yerine getirmek,...
{
perform
}
yapmak, etmek, yaptırmak, sağlamak; elde...
{
make
}
yaratmak, oluşturmak, yapmak, neden...
{
create
}
davranmak, hareket etmek; oynamak,...
{
act
}
hile yapmak, hileyle elinden almak,...
{
cheat
}
soygun yapmak, soymak, çalmak, zorla...
{
rob
}
auftun
açmak, deşmek, söz açmak, konuşmaya...
{
open up
}
açmak, açılmak, açtırmak, başlatmak,...
{
open
}
dartun
belirtmek, ifade etmek, söylemek,...
{
state
}
açıklamak, izah etmek, anlatmak,...
{
explain
}
aydınlatmak, açıklamak, izah etmek
{
elucidate
}
dazutun
eklemek, ilave etmek, karıştırmak,...
{
add
}
dicktun
caka satmak, gösteriş yapmak, hava...
{
show off
}
göstermek, sunmak, ortaya koymak, teşhir...
{
exhibit
}
gleichtun
eş değerde olmak; bir olmak; yetişmek
{
equal
}
uymak, benzemek, uygun olmak, eşlemek,...
{
match
}
großtun
övünmek, övünç duymak, büyük konuşmak,...
{
boast
}
caka satmak, gösteriş yapmak, hava...
{
show off
}
övünmek, böbürlenmek; yüksekten atmak
{
brag
}
guttun
herumtun
gezmek, dolaşmak, gezinmek, yolunu...
{
wander
}
hervortun
üstün olmak, sivrilmek (Argo); geçmek,...
{
excel
}
caka satmak, gösteriş yapmak, hava...
{
show off
}
övünmek, övünç duymak, büyük konuşmak,...
{
boast
}
hineintun
yerleştirmek, sokmak, içeri sokmak,...
{
put in
}
hintun
koymak, bırakmak, yerleştirmek, tıkmak,...
{
put
}
yerleştirmek, koymak; yerini belirlemek;...
{
place
}
koymak, yerleştirmek, sermek, kurmak,...
{
lay
}
hinzutun
eklemek, ilave etmek, karıştırmak,...
{
add
}
nachtun
taklit etmek, benzetmek, taklidini...
{
imitate
}
kopya etmek, çoğaltmak, kopyasını...
{
copy
}
iki ile çarpmak; kopyasını yapmak, eşini...
{
duplicate
}
tun
yapmak, etmek; tamamlamak, meydana...
{
do
}
aynen, yukarıda denildiği gibi, keza
{
do
}
oynamak, yapmak, yerine getirmek,...
{
perform
}
gerçekleştirmek, yapmak, düzenlemek,...
{
execute
}
yapmak, etmek, yaptırmak, sağlamak; elde...
{
make
}
yaratmak, oluşturmak, yapmak, neden...
{
create
}
davranmak, hareket etmek; oynamak,...
{
act
}
wegtun
bir kenara bırakmak, kenara koymak,...
{
put away
}
wehtun
kâlbini kırmak, yaralamak, incitmek,...
{
hurt
}
zarar vermek, incitmek, kötülük etmek
{
harm
}
acıtmak, canını yakmak, üzmek, eziyet...
{
pain
}
zusammentun
karıştırmak, katmak, melezlemek,...
{
mix
}
zutun
eklemek, ilave etmek, karıştırmak,...
{
add
}
kapamak, kapatmak; yaklaşmak, anlaşmak,...
{
close
}
kapatmak, kapamak, yummak, kapanmak,...
{
shut
}
übertun
abartmak, aşırıya kaçmak, fazla yapmak,...
{
overdo
}
abartmak, aşırıya kaçmak, abartılı...
{
exaggerate
}
tâter
dokunmak, ellemek, yoklamak, hissetmek,...
{
feel
}
täte
tun tat hat getan A yapmak