span
f.
karışlamak, karışla ölçmek, germek, uzatmak, arabaya koşmak, üzerine köprü kurmak, kapsamak, içermek, sıkıca bağlamak
i.
karış, kiriş, kanat genişliği, mesafe, an, kısa süre, süre, kolların genişliği, sera, çifte koşulmuş öküz, çift koşumlu at
span
"i. 1. süre, müddet: a span of seven years yedi yıllık bir süre. 2. (kemer/köprü ayakları arasındaki) açıklık. 3. genişlik: the span of the road yolun genişliği. the span of his knowledge bilgisinin kapsadığı alanlar. the span of the deer´s antlers geyiğin boynuzlarının genişliği. 4. karış. f. (--ned, --ning) 1. (kemer) (yolun) üstünden geçmek; (köprü) (bir yerin) üstünden geçmek. 2. kapsamak. 3. (bir çağın belirli bir dönemini) yaşamak: His life spanned the entire Victorian era. O, Viktorya çağının tümünü yaşadı. "
span
süre,yayılım
span
karis; aralik, mesafe, uzaklik; kisa süre, an; çifte kosulmus at, öküz, vb.; kemer ya da köprü ayaklari arasindaki açiklik; kanat genisligi
span
süre