sel (m)
keskinlik, acılık, çeken taraf, ilginç...
{
piquancy
}
baharat, çeşni, bahar, heyecan
{
spice
}
Sel
sel
isim Arapça seyl
1 . Sürekli yağmurlardan veya eriyen karlardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su.
2 . mecaz Hareket hâlindeki büyük kalabalık, yığın:
"Gülmesini, konuşmasını, oturup kalkmasını bilmeyen, daha doğrusu bilmek istemeyen veya bildiği hâlde umursamayan insan selleri, insan yığınları..."- T. Buğra.
"Ellerinde çantalı, küçük yiyecek paketleri, kadınlı erkekli bir memur seli, Ulus Meydanı'na doğru akıyor."- N. Cumalı.
3 . mecaz Etki ve iz bırakan güçlü durum veya davranış.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
sele gitmek
sele kapılmak
sel gibi (akmak)
sel gider, kum kalır
(bir yeri) sel götürmek
sel ile gelen yel ile gider
seli suyu kalmamış
sel seli götürmek
Birleşik Sözler
selzede
sel
tuz
sel
"[le] tuz; (sözde\yazıda) tat "