schaffen
yapmak, etmek, yaptırmak, sağlamak; elde...
{
make
}
yapmak, etmek; tamamlamak, meydana...
{
do
}
aynen, yukarıda denildiği gibi, keza
{
do
}
idare etmek, halletmek, becermek,...
{
manage
}
ellemek, dokunmak, eline almak, idare...
{
handle
}
yaratmak, oluşturmak, yapmak, neden...
{
create
}
üretmek, yapmak, göstermek, ortaya...
{
produce
}
neden olmak, meydan vermek, sebep olmak,...
{
cause
}
çalışmak, çabalamak, iş yapmak, işlemek,...
{
work
}
çalışmak, uğraşmak, çaba harcamak, emek...
{
labor
}
Schaff (das)
kile, ölçek (buğday vs.)
{
bushel
}
schaffen
vermek, hediye etmek, uçlanmak, ödemek,...
{
give
}
sağlamak, temin etmek, bulmak, elde...
{
procure
}
schaffen
(I) (schuf, geschaffen) yaratmak, halk etm., var etm.; meydana (od. vücuda) getirmek; varlığa çıkarmak; oluşturmak, türetmek; ortaya koymak; Er ist f ur diesen Posten wie geschaffen. ßu vazife ona biçilmiş kaftan. Das Haiıs ist für euch wie geschaffen. ßu ev tam size göredir. (!I) (schaffte, geschafft) l. (arbeiten) çalışmak, iş görmek 2. (tun) yapmak, icra etm. 3. (verschaffen) tedarik etm., getirmek 4. (leisten) becermek; yapmağa muvaffak olm.; bşin hakkından gelmek 5. (irgendwohin) getirmek, götürmek nakletmek, kaldırmak, sevk etm.; Er hat es geschafft. Şimdi tuzu kuru. nichts zu ^ haben (mit) hiçbir ilişiği olmamak; Was hdst du damit zu ^7 Ne umurun? Was hat er hier zu ^7 ßurada ne işi var? Was habe ich überhaupt mit dir zu ^7 ßenim seninle ne alışverişim var? j-m viel zu ^ machen b-ne çok zahmet vermek; b-ni çok uğraştırmak, sıkmak, üzmek; (innerlich) bş b-nin zihnini kurcalamak; ins Krankenhaus ^ hastaneye kaldırmak; Das hatten wir geschafftt Sen sağ ben selameti sich et. vom Halse ~ basından atmak (od. savuşturmak); Mit solch dubiosen Angelegenheiten mil ich nichts zu ^ haben. ßen böyle bulaşık işlere girişemem. sich zu ^ machen (an) bşi kurcalamak; sich eifrig mit et. 2u ^ machen bşle fazla meşgul olm.; ßis zum Dorf ^ wir es heute noch. F Köyü bugün çıkarırız. 2s.kraft / yaratıcılık
Schaffen
[das] eser, çalışma
schaffen
" yaratmak; meydana getirmek; çalışmak; becermek, başarmak; getirmek, götürmek, nakletmek"
schaffen
schuf schüfe hat geschaffen A yaratmak, meydana getirmek