reserve
f.
ayırmak, tutmak, ayırtmak, rezerve ettirmek, hakkı saklı tutmak, ertelemek, sonraya bırakmak
i.
yedek, stok, ihtiyat, fon, korumaya alınmış arazi, ön koşul, şart, rezerv, kaynak, çekingenlik
reserve
f. 1. ayırtmak: I reserved a table for four at the restaurant. Lokantada dört kişilik bir masa ayırttım. 2. saklamak, ayırmak: I will reserve this book for you until tomorrow. Bu kitabı sizin için yarına kadar saklayacağım. 3. ertelemek: She will reserve her decision until after the meeting next week. Kararını gelecek haftaki toplantıdan sonraya erteledi. i. 1. ihtiyat olarak saklanan şey, yedek. 2. ağız sıkılığı. 3. spor yedek oyuncu.
reserve
ayır,v.rezerve et:n.rezerv
reserve
ayirmak, saklamak, korumak, tahsis etmek; ayirtmak; yedek, rezerv; belirli bir amaç için ayrilmis arazi/bölge; çekingenlik; yedek oyuncu, yedek; yedek güçler
reserve
Yedek, ihtiyat (ciğerde bulunan hava artığı gibi).