remove
f.
kaldırmak, çıkarmak, gidermek, uzaklaştırmak, görevden almak, nakletmek, elini çekmek, ortadan kaldırmak, taşımak, götürmek, başka yere götürmek, yerinden etmek, taşınmak, götürülmek
i.
uzaklaştırma, uzaklaşma, mesafe, uzaklık, derece, kademe, taşınma, sonra gelen yemek [brit.], üst sınıfa geçmeden önceki ara sınıf [brit.]
remove
"f. 1. çıkarmak: He removed his shoes. Ayakkabılarını çıkardı. 2. kaldırmak: Remove the flowers from the table. Çiçekleri masadan kaldır. 3. (ameliyatla) almak: He removed the wart. Siğili aldı. 4. çıkarmak, gidermek: She was unable to remove the stain in her dress. Elbisesindeki lekeyi çıkaramadı. 5. ortadan kaldırmak, yok etmek: We have been unable to remove the causes of poverty. Yoksulluğun nedenlerini ortadan kaldıramadık. 6. işten çıkarmak. 7. to -e taşınmak; -i -e taşımak: We have removed to Bursa for the summer. Yaz mevsimi için Bursa´ya taşındık. "
remove
çıkar,kaldır
remove
çikarmak; temizlemek, silmek, çikarmak; kovmak, atmak; kaldirmak, alip götürmek; uzaklastirmak, defetmek; tasinmak
remove
1. Dışarı atmak, dışarı çıkarmak; 2. Herhagni bir organ veya oluşumu kesip çıkarmak.