rate
f.
değer biçmek, sınıflandırmak, fiyat belirlemek, saymak, addetmek, olarak görmek, layık olmak, hak etmek, sayılmak, azarlamak, fırça atmak
i.
oran, kur, rayiç, değer, ücret, bedel, posta ücreti, derece, sınıf, emlâk vergisi (İng.), belediye vergisi (İng.)
rate
"i. 1. oran, nispet; sıklık: death rate ölüm oranı, ölüm sıklığı. rate of interest faiz oranı. 2. değer, fiyat, ücret: hourly rate saat başına ücret. 3. hız, sürat: at a slow rate yavaş bir hızla. 4. sınıf, çeşit. 5. İng. emlak vergisi oranı. 6. İng. emlak vergisi. f. 1. değer biçmek. 2. saymak, farzetmek, olarak görmek: I rate him a friend. Onu arkadaş sayıyorum. 3. among -den biri sayılmak: He rates among the best composers of our time. Günümüzün en iyi bestecilerinden biri sayılıyor. 4. değerlendirmek: How do you rate him as an athlete? Onu sporcu olarak nasıl değerlendiriyorsun? 5. sınıflandırmak: The company rates its employees according to their productivity. Şirket işçilerini randımanlarına göre sınıflandırıyor. 6. k. dili hak etmek: She rates a promotion. Terfii hak ediyor. "
rate
v.değer biç:n.hız,v.değer biç:n.ücret
rate
oran, nispet; rayiç; derece, çesit, sinif; hiz, sürat; fiyat, ücret; fiyat listesi, tarife; mülk vergisi; saymak, ... gözü ile bakmak, ... olarak degerlendirmek; (ev, vb.) vergi degerini saptamak
rate
isim, zooloji Almanca Ratte
1 . Büyük fare.
2 . sıfat, mecaz Yaşlı, verimsiz, geçimsiz (kimse):
"Kaldı ki, dikkat edilince görülür ki, bunlar gençliklerinde de olumlu bir şeyler verememiş olan ratelerdir."- H. Taner.
3 . sıfat Başarısız.