raise
i.
çıkıntı, kabartı, yükselme, artış, zam, yokuş, rampa
f.
kabartmak, kaldırmak, artırmak, yükseltmek, dikmek, ayağa kaldırmak, yol açmak, neden olmak, toplamak, yetiştirmek, büyütmek, beslemek, zam yapmak, son vermek, ruh çağırmak, karayı görmek
raise
"f. 1. (yukarı) kaldırmak: raise a hand el kaldırmak. 2. yükseltmek, artırmak: raise prices fiyatları yükseltmek. raise one´s voice sesini yükseltmek. 3. inşa etmek; dikmek: raise a building bir bina inşa etmek. raise a telephone pole telefon direği dikmek. 4. (para) toplamak. 5. (hayvan/ekin) yetiştirmek; (çocuk) büyütmek, yetiştirmek. 6. -e neden olmak: It raised a laugh among them. Onları güldürdü. Don´t raise a dust! Etrafı tozutma! You´ve raised our hopes. Bizi umutlandırdınız. raise a problem sorun çıkarmak. 7. ileri/öne sürmek, söylemek: Don´t raise any objections! Hiçbir itirazda bulunma! raise a question soru sormak. "
raise
yükselt
raise
kaldirmak, yukari kaldirmak, yükseltmek; dikmek, insa etmek; yükseltmek; üretmek, beslemek, yetistirmek, büyütmek; toplamak, bir araya getirmek; ortaya atmak, ileri sürmek, üzerinde konusmak; artirmak, çogaltmak; -e yol açmak, uyandirmak; (yasa, ambargo,
raise
tüylendirmek, şardonlamak