pull
f.
çekmek, asılmak, yolmak, içmek, nefes çekmek, kürek çekmek, çevirmek (iş), gelmek, girmek, kenara çekmek (araba), kenara parketmek, kalkmak (araba), hareket etmek
i.
çekim, çekme, çekiş, çekicilik, fırt, asılma, teşvik, kürek çekme, zahmetli iş, harekete geçirme, etki, nüfuz, nüfuzlu olma, torpil, kayırma, arka çıkma, iltimas
pull
f. 1. çekmek: Six dogs were pulling the sled. Kızağı altı köpek çekiyordu. Who pulled the trigger? Tetiği çeken kimdi? Don´t pull that rope! O ipi çekme! 2. k. dili becermek, başarmak. i. 1. çekiş, çekme. 2. tutamaç. 3. dayanıklılık. 4. k. dili torpil, arka, piston, iltimas, kayırma. 5. uğraşma, gayret.
pull
çek
pull
çekmek; çekmek, asilmak, çekistirmek; koparmak, yolmak, toplamak; çekmek, toplamak; çekme, çekis; zorlu tirmanis; yudum; firt; kisa sandal gezintisi; etki, nüfuz, iltimas, torpil; prova
pull
prova baskı, deneme baskısı