plant
f.
dikmek, ekmek, koymak, yeşillendirmek, ağaçlandırmak, kurmak, dikmek (bitki), ağaç olmak, kök salmak, aşılamak (fikir), indirmek, yapıştırmak, çarpmak, vurmak, adam koymak, saklamak, gizlemek, yüklemek, yutturmak, bırakmak
i.
bitki, dikme, tesis, işletme, fabrika, malzemeler, demirbaş, dolandırıcılık, hile, ihbarcı, fidan
Bitkiler
Bitkiler (Plantae),
fotosentez yapan,
ökaryotik, ağaçlar, çiçekler, otlar, eğreltiotları, yosunlar ve benzeri organizmaları içinde bulunduran çok büyük bir canlılar
alemidir.Bitkiler, topluluk halinde yaşarlar. Bitkilerin bir bölgede oluşturdukları örtüye bitki örtüsü denir.
Flora, bir bölgede yetişen bütün bitki türlerinin hepsine denir. Herhangi bir bölgenin yaşam koşullarında gelişen, benzer ekolojik yapı içeren bitki topluluğuna vejetasyon denir. Bunlar 4 sınıftır:
Ormanlar (her zaman yeşil tropikal yağmur, subtropikal, orta kuşak, sert yapraklı, iğne yapraklı, kışın yaprak dökenler, muson ormanları, tropikal kuru, mangrov, galeri, bataklık), Çalılar (maki, garig, psödomaki), otlar (savan, step, çöl),
tundra. Bitkilerin yetişmesini etkileyen bir çok faktör vardır. Bunlar; ekvatora uzaklık, denizden yükseklik(rakım), arazi eğimi, ışık, sıcaklık, nem, yıllık yağış miktarı, toprak içeriği, canlı faktörler(insan, hayvan, diğer bitkiler, mikroorganizmalar)'dir Bitkiler, fotosentezle
ekolojik dengeyi sağlamada temel rol oynadıklarından, canlılar dünyasında çok önemli yere sahiptirler.
Daha fazlası için Wikipedia.org adresine gidin…
plant
"i. 1. bitki, ot. 2. fabrika. 3. demirbaş. 4. teçhizat. 5. argo hile, oyun, tuzak. 6. şakşakçı. 7. seyircilerin arasında oturup rol yapan oyuncu. f. 1. (bitki) dikmek; (tohum) ekmek: Villagers planted those plane trees. O çınarları köylüler dikti. 2. (direk) dikmek: He planted the stake in the ground. Kazığı yere dikti. 3. kurmak: The English planted colonies in North America. İngilizler Kuzey Amerika´da sömürgeler kurdu. 4. in (polisi/bombayı) gizlice (bir yere) yerleştirmek: They planted spies in the intelligence organization. İstihbarat örgütüne ajanlar yerleştirdiler. 5. -i yerleştirmek: He planted his foot on the second step. Ayağını ikinci basamağa yerleştirdi. 6. in -e (fikir) aşılamak, (kafasına) (fikir) sokmak. 7. argo in/on -e (tokat) indirmek, -e (tokadı) yapıştırmak. "
plant
bitki,v.ek:n.bitki
plant
bitki; fabrika; demirhane, dikmek, ekmek; sikica yerlestirmek; (çalinan ya da yasak bir seyi) birisinin üzerine saklayip onu suçlu göstermek