pico (m)
turnabalığı, balıklama atlama, kargı,...
{
pike
}
zirve, doruk, tepe, şapka siperi, tepe...
{
peak
}
mahmuz, dürtü, güdü, dağ kolu, meyve...
{
spur
}
zirve, doruk, tepe nokta
{
summit
}
picar
doğramak, kıymak, kesmek, vurarak...
{
hack
}
balta ile kesmek, yarmak, doğramak,...
{
chop
}
toplamak, koparmak, yolmak, ayıklamak,...
{
pick
}
sokmak (arı vs.), ısırmak, sızlatmak,...
{
sting
}
ısırmak, dişlemek; sokmak, aşındırmak;...
{
bite
}
et kıymak, doğramak, karıştırıp tekrar...
{
hash
}
kıymak, ince doğramak, önemsiz...
{
mince
}
dürtmek, batırmak, saplamak
{
jab
}
incitmek, kırmak, gücendirmek, merak...
{
pique
}
sivriltmek, noktalamak, bitirmek,...
{
point
}
iğne batırmak, diken batırmak, delmek,...
{
prick
}
karıncalanmak, batırmak, iğnelemek
{
prickle
}
pico (m)
kazma, kürdan, seçme, seçenek, hasat,...
{
pick
}
içinden su akan ağız, oluk ağzı, ibrik...
{
spout
}
gaga, burun, ağız, ibrik ağzı; hakim...
{
beak
}
uç, son, sınır, had; son derece, aşırı...
{
extremity
}
zirve, doruk, tepe, şapka siperi, tepe...
{
peak
}
zirve, doruk, tepe nokta, sivri tepeli...
{
pinnacle
}
dudak, küstahlık, kenar, ağız
{
lip
}
picar
iğne batırmak, diken batırmak, delmek,...
{
prick
}
incitmek, kırmak, gücendirmek, merak...
{
pique
}
dürtmek, rahatsız etmek, kışkırtmak,...
{
goad
}
dişlemek, ısırmak, kemirmek, otlanmak,...
{
nibble
}
dürtmek, batırmak, saplamak
{
jab
}
kıymak, ince doğramak, önemsiz...
{
mince
}
balta ile kesmek, yarmak, doğramak,...
{
chop
}
vurmak, dövmek, ezmek, yumruklamak,...
{
pound
}
rahatsız etmek, sıkmak, bezdirmek, taciz...
{
harass
}
pico
pico
pico
piko