pay
f.
ödemek, karşılığını vermek, para vermek, değmek, etmek
i.
ödeme, ücret, maaş, bedel
pay
"i. ücret, maaş. f. (paid) 1. (birine) (para, borç v.b.´ni) ödemek: Haven´t you paid him yet? Parasını daha ödemedin mi? You have to pay your taxes next month. Gelecek ay vergilerini ödemen lazım. 2. (hatanın/suçun) bedelini ödemek, cezasını çekmek: You´ll pay heavily for this. Bunu ağır ödersin. 3. -in yararına olmak: Who says crime doesn´t pay? Suç işlemenin faydasını kim inkâr edebilir ki? It´ll pay you to listen to this. Buna kulak asarsan iyi olur. 4. (bir iş) birine para getirmek; (bir işin) maaşı (belirli bir nitelikte) olmak: This job pays well. Dolgun maaşlı bir iş bu. "
pay
v.öde:n.ödenek
pay
ödemek; yarari olmak, yarar saglamak; kâr getirmek; karsiligini vermek, cezasini çekmek, ödemek, ödeme, tediye; ücret, maas, aylik
pay
isim
1 . Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm, hisse:
"Bu lâflarda gerçek payı ne kadar çoksa, duygu payı da ondan az değildir."- B. Felek.
2 . Eşit bölüm.
3 . matematik Bayağı kesirlerden birinin eşit parçalardan kaç tane alındığını gösteren sayı: paydanın üstüne yazılarak yatık bir çizgi ile ondan ayrılır.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
pay bırakmak
(birinden veya bir şeyden) pay biçmek
pay çıkarmak
pay etmek
payına düşmek
payını almak
pay vermek
Birleşik Sözler
pay senedi