parir
taşımak; katlanmak, çekmek, sineye...
{
bear
}
annelik etmek, anne gibi bakmak
{
mother
}
üretmek, yapmak, göstermek, ortaya...
{
produce
}
neden olmak, meydan vermek, sebep olmak,...
{
cause
}
yavrulamak (köpek), doğurmak (köpek)
{
pup
}
yavrulamak, eniklemek
{
whelp
}
talaş sermek, dağıtmak, karıştırmak,...
{
litter
}
yavrulamak (inek), buzağılamak,...
{
calve
}
doğurmak, yavrulamak
{
foal
}
yavrulamak (domuz), pislik içinde...
{
pig
}
parete (f)
duvar, çeper, zar, set, sur
{
wall
}
yan, taraf, kenar, kıyı, böğür, bölüm,...
{
side
}
parere
gibi görünmek, benzemek, görünmek, gibi...
{
seem
}
görünmek, gözükmek, ortaya çıkmak,...
{
appear
}
bakmak, görünmek; ummak, ümit etmek;...
{
look
}
düşünmek, saymak, anmak, sanmak,...
{
think
}
parete,
s.f. duvar.