on
ed.
üstünde, üzerinde, de, e doğru, yönünde, ile, civarında, esnasında
zf.
durmadan, sürekli olarak, üstünde (giysi), giymiş olarak, beri, bu yana
s.
olmakta olan, devam etmekte olan, çalışmakta, yanık, devrede, sahnede, hazır, çakırkeyif
On
on
"edat 1. üzerinde, üstünde; üzerine, üstüne: on the end table sehpanın üstünde. on the wall duvarın üstünde. Don´t write on the wall. Duvarın üzerine yazma. 2. -de: on the bus otobüste. on the list listede. on the first of June bir haziranda. on the governing board yönetim kurulunda. 3. hakkında, konusunda, üstünde, üzerinde, üstüne, üzerine, ile ilgili: a talk on friendship arkadaşlık hakkında bir konuşma. research on the Battle of Manzikert Malazgirt Savaşı üzerine araştırmalar. 4. durumunda, halinde: on the defensive savunma durumunda. on the move hareket halinde. on the offensive hücum halinde. 5. ile: live on five dollars a day günde beş dolarla geçinmek. buy on credit taksitle satın almak. 6. kenarında; kıyısında: a house on the river nehrin kıyısında bir ev. z. 1. ileri, ileriye; ileride, ilerde: walk on ileri gitmek. The next gas station is five kilometers on. Bundan sonraki benzin istasyonu beş kilometre ilerde. 2. durmadan, aralıksız: She sang on. Durmadan şarkı söyledi. 3. -ince: on receiving the gift hediyeyi alınca. on hearing this bunu duyunca. 4. üstüne, üzerine; üstünde, üzerinde, giyilmiş: have a coat on üzerinde bir palto olmak. "
on
-de
on
üstünde, üstüne; -de, -da; hakkinda, üzerine; kenarinda, yaninda, kiyisinda; yönünde, -e dogru, -e; ile; yaninda, üzerinde; amaciyla, için, araliksiz, durmadan, boyuna, sürekli; ileriye dogru, ileri; giymis, üzerinde; yanmakta, çalismakta, açik, giyilmis,