Nähe (die)
yakınlık, sıklık, darlık; havasızlık;...
{
closeness
}
yakınlık, komşuluk, bitişiklik; temas
{
contiguity
}
civar, çevre, etraf, dolay, havali
{
vicinity
}
nah
yakın, samimi, eli sıkı, cimri
{
near
}
yanaşık, kapalı; içli dışlı; ketum, sıkı...
{
close
}
yanında, yakında, civarında
{
nearby
}
sonraki, ertesi, bir dahaki, bitişik
{
next
}
nahen
yaklaşmak, yanaşmak; benzemek, andırmak;...
{
approach
}
nähen
dikmek, dikiş dikmek
{
sew
}
dikiş yapmak, dikişle süslemek,...
{
stitch
}
Nähe
l. yakinlik, komsuluk 2. (Umgebung) civar, müca-veret; ganz in der ^ suralarda; pek yakinda; Sie wohnen ganz in unserer ^. Yakinimizda oturuyorlar. nicht in j-s ^ kommen wollen b-nin semtine uğramamak; in j-s ^ zu sitzen kommen b-nin yakinina düsmek
nahe
yakin, bitisik, muttasil; ^ daran sein, et. zu tun (et. auszusprechen) yapmasina ramak kalmak; . . .diyesi gelmek;/-m zu ^ treten b-ni gücendirmek; hatinni kir-mak; ^ und fern uzakli yakinli; Qer Osten Yakin-Dogu; ganz ^ komsu kapisi; ganz ~ an j-n herankommen a§-zina girecek gibi yaklasmak; Ich war dem Weinen ~. Agiayacagim (od. A^layasim) geldi. dem Tod ^ sein ölümüne az kalmak; in-er Zukunft yakinlarda; yakin bir gelecekte; von ^ und fern uzaktan yakindan; s.a. näher, nächst-
Nähe
" [die] yakınlık; çevre, dolay, civar"
nahe
ye, -ya) yakın bir yerde (RAUMVERHäLTNİS) Dativ alır.
Nähe
yakınlık-çevre