minder
küçük, mini, ufak, minik, az, ufak...
{
small
}
küçük, ufak, az, dar görüşlü, bayağı,...
{
little
}
küçük, ikinci derecede, ikincil, reşit...
{
minor
}
ikinci, orta, orta dereceli, ikinci...
{
secondary
}
kuvvetsiz, zayıf, cansız, cılız, güçsüz,...
{
weak
}
küçük, değersiz, önemsiz, abes, saçma
{
trivial
}
minder
daha az, daha küçük, içermeyen, eksik
{
less
}
daha az, daha küçük, küçük olanı
{
lesser
}
aşağı derecede, aşağı, alt, ast,...
{
inferior
}
küçük, ikinci derecede, ikincil, reşit...
{
minor
}
minder
isim
1 . İçi yumuşak bir madde ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte:
"Köşkte, yerlerdeki hasırlara serilen halılar üstüne konmuş minderlerde oturulurdu."- A. Ş. Hisar.
2 . spor Yer alıştırmalarında ve atlamalarda, düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan, deri veya kauçuktan yapılmış şilte.
3 . spor Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 cm kalınlığında, 9 m çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
minder çürütmek
minderden kaçmak
(birini) minder dışına atmak
minder
daha az (kücük, asagi, degersiz) -belastet jur. diger saniklara nispetle daha az suclu görünen -bemittelt dar gelirli ^bet^ag m acik, noksan, eksiklik 2einnahme / hasilätm eksikligi 9heit / ekalliyet, az(in)lik -jahrig ;uf. kücük; faili muhtar olmayan; -es Mädchen rüstüne ermemis kiz -n azaltmak, indirmek, tenzil etm. ^ung/ H deset; e-e ^ erfahren noksan görmek -wertig l. kalitesiz; düsük degerli; kemayar, hör, külüstür, tapon; kink dökük; derme catma; bayagi, adi, asa^ihk, nafile; gözü ak 2. (moralisch) soysuz; fiili bozuk; aya^i kanncali; ein -er Charakter mayasi bozuk (od. kumasi asa^i) bir adam; -es Geld (mit verringertem Edelmetallgehalt) kern akce; -e Ware kavaf mall; asa^i mal; -e Arbeit kötü iscilik; fl/s ~ ansehen asa^samak
minder
" daha az; daha küçük"