mehr
daha çok, daha fazla
{
more
}
çok, bir yığın, pek çok, bol
{
plenty
}
daha fazla, bundan sonra, artık
{
anymore
}
tekrar, yine, gene, yeniden, bir daha,...
{
again
}
mehren
artmak, çoğalmak, çoğaltmak, büyümek,...
{
increase
}
kabartmak, kaldırmak, artırmak,...
{
raise
}
şiddetlendirmek, yoğunlaştırmak,...
{
intensify
}
çarpmak, çoğaltmak, türemek, çoğalmak
{
multiply
}
viel
çok, fazla, hayli
{
much
}
çok, bir hayli, bir yığın
{
many
}
çok, bir yığın, pek çok, bol
{
plenty
}
MEHR
Evlenme ile erkeğin kadına verdiği değerli şey.
mehr
l. daha; daha cok; fazia, ziyade 2. in Zss. a. cok; nicht ~ artik degil; Ich habe niemand ~. Ben kimsesizim. Ich habe nichts ^. Elimde bir sey kalmadi. Fülsü ahmere muhtac kaldim. nichts ~ zu tun haben wollen (mit) bir isten el yikamak (od. yumak); ~ oder weniger (a. minder) artik eksik; az cok; az maz; ~ ist nicht erschienen. (Zeitschrift usw.) Arkasi gelmedi. Das hier ist ~ als das andere. Bu, ondan artik. vor etwas ~ als dreißig Jahren otuz bu kadar sene evvel; seit ~ als zwei Monaten iki ayı mütecaviz bir zamandan beri; ~ habe ich nicht zu sagen. Bundan gayri (bir) diyecegim yok. (F) Jetzt gehe ich aber nicht ^ dorthin. Gayri oraya gitmeyecegim. (F) ~ und ~ tedricen; derece derece; gitgide; yava§ yavas; ~ kann man nicht verlangen. Bundan ötesi cansaglığı. ~ als das bundan fazla; diese Bücher und ähnliche ~ bu ve buna benzer bircok kitaplar; diese Ausnahmen und andere ~ bu ve bunun gibi istisnalar; Er ist ~ Künstler als Gelehrter. Bilgin olmaktan cok sanatkärdir. ~ gibt es nicht. Arkasi yufka.
mehr
" daha; daha çok"
mehr
daha çok, daha ziyade, fazla, artık