müssen
olası olmak, mümkün olmak, ebilmek,...
{
may
}
ebilmek, yapabilmek, edebilmek,...
{
can
}
mus (de)
Müssen
müssen
l. (gezwungen sein) mecbur (zorunda, yükümünde) olm.; zoru altinda kalmak 2. (erforderlich sein) zaruri (läzim, gerek) olm. 3. (anzunehmen sein) muhtemel olm.; So muß man das machen! tsi böyle yapmak gerek. tste pasta dedi^in böyle olur. An diesem Gerücht muß wohl etwas Wahres sein. Bu sayiamn asli olsa gerek. bu sayia-nin altinda bir hakikat yatlyor. Kinder ^ spielen, (yöcuk oynamadan edemez. e-e Frau, wie sie sein muß kadin kadincik; Ich muß niesen. Aksiracagim geliyor. lachen — k-ni gülmekten alamamak; gülmeden yapamamak; Ich muß mal! Ki. ^i§» geliyor. Benim sim var. Die ganze Nacht mußfe er auf die Toilette. Sabaha kadar aptesaneye tasindi. Du mußt ja nicht dorthin gehen! Zorun ne ki oraya gidesin!
müssen
zorunda olmak, mecbur olmak