Lek (der)
leek (de)
laik kimse, meslekten olmayan kimse,...
{
layman
}
lek
sızan, sızdıran
{
leaky
}
lek (het)
sızıntı, sızma, kaçak
{
leak
}
sızıntı, sızma, kaçak, fire, sızıntı...
{
leakage
}
kaçış, kaçma, firar, kaçış yolu;...
{
escape
}
sızma, sızıntı, sızan şey, meşe kabuğu...
{
ooze
}
lekken
sızmak, kaçak yapmak, akmak, sızıntı...
{
leak
}
yalamak, dayak atmak, dövmek, yenmek,...
{
lick
}
sızdırmak, kaçırmak, sızmak, duyulmak
{
ooze
}
sarmak, dolamak, örtmek, üstüne koymak,...
{
lap
}
koşmak, kaçmak, tabanları yağlamak,...
{
run
}
lijken
bakmak, görünmek; ummak, ümit etmek;...
{
look
}
gibi görünmek, benzemek, görünmek, gibi...
{
seem
}
görünmek, gözükmek, ortaya çıkmak,...
{
appear
}
lek (m)
Lek
f. Ahmak, ebleh, sersem. * Yüzbin. * Kırmızı boya çıkarmaya yarayan bir maden.
Lek (leke)
Sana, senin için, senin hakkında.