lata
meyve ağacı kafesi, kafesle büyütülmüş...
{
espalier
}
konserve kutusu, kutu, teneke kutu,...
{
can
}
kalay, teneke, konserve kutusu, para
{
tin
}
lato
geniş, enli, genel, yaygın; aksanlı,...
{
broad
}
geniş, enli, büyük, kapsamlı, engin,...
{
wide
}
uzatılmış, geniş, yaygın, geniş ölçüde...
{
extensive
}
lata (f)
kalay, teneke, konserve kutusu, para
{
tin
}
konserve kutusu, kutu, teneke kutu,...
{
can
}
sıkıntı, dert, belâ, baş belâsı, sıkıcı...
{
nuisance
}
belâ, musibet, veba, rahatsız edici şey
{
pest
}
çıta, kafes, lata, tiriz
{
lath
}
latir
vurmak, dövmek, çırpmak, dayak atmak,...
{
beat
}
çarpmak (kalp), zonklmak, titremek
{
throb
}
titreşmek, titremek, çarpmak, atmak,...
{
pulsate
}
lato
geniş, enli, genel, yaygın; aksanlı,...
{
broad
}
geniş, enli, büyük, kapsamlı, engin,...
{
wide
}
uzatılmış, geniş, yaygın, geniş ölçüde...
{
extensive
}
lato
geniş, enli, büyük, kapsamlı, engin,...
{
wide
}
geniş, enli, genel, yaygın; aksanlı,...
{
broad
}
uzatılan, uzayan, uzun, büyütülmüş,...
{
extended
}
lata
Geniş.
lata
Lata