Lage (die)
mevki, mekân, yer, konum, yerleşim yeri,...
{
site
}
düzenleme, düzen, plan, örtü, kumar...
{
layout
}
yer, mahal, mekân, yerleşim yeri; ev,...
{
place
}
durum, hal, şartlar, konum, yer, mevki,...
{
situation
}
koşul, şart, durum, hal, alem,...
{
condition
}
konum, yer, durum, pozisyon, duruş,...
{
position
}
tabaka, katman, kat, döşeyen kimse,...
{
layer
}
katman, tabaka, sosyal tabaka
{
stratum
}
liegen
yalan söylemek, kandırmak, yatmak,...
{
lie
}
yaslanmak, arkaya yatmak, uzanmak,...
{
recline
}
dinlenmek, mola vermek, uyumak,...
{
rest
}
olmak, bulunmak, var olmak; anlamına...
{
be
}
laag
alçak, düşük, basık, zayıf, pes, ucuz,...
{
low
}
alçak, adi, aşağılık, kalp, katışık,...
{
base
}
aşağı tabakadan, aşağılık, alçak, rezil,...
{
ignoble
}
Lage
Lage
l. vaziyet, durum, konum 2. (Zustand) hal(-et), ahval, sartlar, keyfiyet 3. geogr. maraz, baki; mevki sartlan; konus 4. naut. kerteriz, kerte 5. mus. pozisyon 6. (Ort) mevki 7. (Schicht) geol. kus, kivnm, kat, tabaka; Die ~ ist überaus kritisch. Alev sacagi sardi. Die ^ hat sich verschlechtert. Isler kötülesti. Die ^ klärte sich. Orta-lik duruldu. bei der ^ der Dinge rebus sie stantibus (snob.); in e-e schwierige ^ bringen müskül bir duruma sokmak; in der ^ sein (zu) bsi yapacak halde olm.; Wenn ich dazu in der ^ gewesen wäre, hätte ich die Summe schon längst bezahlt. Kolayini bulsaydim, bu parayi coktan öderdim. j-n in die ^ versetzen (et. zu tun) bsi yapacak hale sokmak; Ich wollte, ich wäre in der gleichen ^ wie Sie. Sizin halinize gipta ediyorum. Sizin durumu-nuzda olmak isterim. -besprechung / durumun müna-kasasi -plan m l. (e-s Gebäudes) zemin plam 2. mil. durum haritasi; plan relövesi
Lage
n. e. 'lagı
durum; konum