kennen
bilmek, tanımak, tatmak, başından...
{
know
}
tanımak, kabul etmek, onaylamak, itiraf...
{
acknowledge
}
kabul etmek, itiraf etmek, almak, içeri...
{
admit
}
kennen
bilmek, tanımak, tatmak, başından...
{
know
}
anlamak, iyi anlamak, kavramak, bilmek,...
{
understand
}
kennen
l. (an et.) bsden tammak, bilmek 2. (einander) tanismak; b-le muarefesi olm.; ~ Sie sich nicht? Siz tamsmiyor musunuz? einander nur oberflächlich — seläm-lasmak; genau ^ väklf olm., ihata etm.; Das ^ wir! iron. Bunun ne demek oldu^unu biliriz! sich nicht mehr ^ (vor Wut, Verzweiflung usw.) gözü kararmak; Er kennt sich nicht mehr vor lauter Freude. Etekleri zil cahyor. sich nur vom Sehen her ^ yalmz sahsen tanimak -lernen l. (j-n) b-ni tammak, b-le tanismak 2. (et.) ögrenmek, anlamak; Wo haben wir uns nur kennengelernt? Sizinle acaba nerede görüsmüstük? Du hast die Menschen immer noch nicht richtig kennengelernt! Sen hälä insanlan tamyamadm. Der soll mich einmal^ l(Drohung) Yaptiklanni onun burnun-dan getirecegim!
kennen
v. 'kenın
tanımak, bilmek
kennen
tanımak, bilmek