Können (das)
yetenek, kabiliyet, beceri; güç,...
{
ability
}
güç, kuvvet, enerji, yetenek, iktidar,...
{
power
}
kapasite, hacim, verim; yetenek,...
{
capacity
}
yetenek; yeterlik, ehliyet, yetki,...
{
competence
}
marifet, yetenek, kabiliyet, yetenekli...
{
talent
}
uzmanlık, ihtisas, ekspertiz, bilirkişi...
{
expertise
}
beceriklilik, yetenek, beceri, hüner,...
{
skill
}
können
ebilmek, yapabilmek, edebilmek,...
{
can
}
olası olmak, mümkün olmak, ebilmek,...
{
may
}
ebilmek, abilmek, mümkün olmak, olası...
{
might (may)
}
izin vermek, bırakmak, kabul etmek,...
{
allow
}
können
l. yapa- (ede-, ola- v. s.) bilmek; muktedir olm. 2. (wissen, verstehen) bilmek, anlamak 3. (fertigbringen) basarmak, muvaffak olm.; nicht — yapamamak, edeme-mek, olamamak usw.; Er hätte es tun ~. Yapabilirdi. Yapabilecekti. Sie ~ es mir glauben. Bana inanmiz! et. besser ^ (als) b ne ta§ cikartmak; Es kann sein. Olabilir. Belki. Mümkündür. Er kann das. Bunu biliyor. 0, isin ehlidir. Kannst du schwimmen? Yüzmek bilir misin? Er kann Türkisch. Türkce bilir. ein Bekannter (von mir), der sehr gut Arabisch kann Arapcasi kuvvetli olan bir tamdigimiz; Dafür kann ich nichts. Bunda benim hicbir taksirim yoktur. Was kann ich für seine Faulheit? Tembelliginin sebebi ben miyim? Ich kann nicht anders. Baska türlü edemem (od. yapamam). Er schrie so laut er konnte. Avazi ciktigi kadar bagmyordu. Er lief, was er konnte. Alabildigine kostu. Kosabildigi kadar kostu. Jetzt lauf aber e-r, was er kann! Haydi bakalim tabana kuvvet! Das kann sich gar nicht abnützen. Eskimek bilmiyor. ~ n l. (Begabung) istidat 2. (Fähigkeit) kabili-yet, kudret, ehliyet 3 (Wissen) vukuf, malumat, bilgi 4. (künstlerisch-techr sches) virtüozite; nach bestem ^ elinden geldigi kadar
können
v. 'könın
-ebilmek, -abilmek
Können,
s. 'könın
yetenek
Können
[das] yetenek, kabiliyet
können
" -ebilmek, -abilmek; bilmek, anlamak; başarmak, becermek"
können
kann konnte könnte hat gekonnt A yapabilmek