intend
f.
kastetmek, niyet etmek, niyeti olmak, niyetlenmek, düşünmek, amaçlamak, azmetmek, hedeflemek, istemek, seçmek
intend
"f. 1. kastetmek, demek istemek: That´s not what she intended to say. Demek istediği o değil. 2. niyetinde olmak, niyetlenmek; kararlı olmak: I don´t intend to speak to him ever again. Onunla bir daha konuşmamakta kararlıyım. 3. tasarlamak, planlamak: He intends to build a summer house in Kalkan. Kalkan´da bir yazlık yapmayı tasarlıyor. "
intend
niyet et,v.planla:n.eğilim
intend
tasarlamak, niyet etmek, planlamak; (... için) olmak
intend
niyet etmek