her
zm.
onu, ona, onun, o, kendisi, kendine
her
"zam., dişil onu; ona; ondan; onun: He loves her. Onu seviyor. He looked at her. Ona baktı. They hated her. Ondan nefret ettiler. It pleased her. Onun hoşuna gitti. s. onun; kendi: It´s her book. Onun kitabı. She gazed at her portrait. Kendi portresini seyretti."
her
onun
her
(disil) onu, ona; o,onun
her
sıfat Farsça her
Tekil isimlere tamlayan görevinde getirilerek birer birer olarak, "...-in hepsi" anlamını verir:
"Bir hafta, her gece çalışmak suretiyle hikâyesini bitirdi."- H. E. Adıvar.
Atasözü, deyim ve birleşik fiiller
her Allahın günü
her aşın kaşığı
her boyaya girip çıkmak
her boyayı boyadı bir fıstıkî yeşil (mi) kaldı?
her dem taze (olmak)
her derde deva
her firavunun bir Musa'sı çıkar
her gördüğü sakallıyı babası sanmak
her gün papaz pilâv yemez
her horoz kendi çöplüğünde öter
her ihtimale karşı
her işin (her şeyin) başı sağlık
her kafadan bir ses çıkmak
her koyun kendi bacağından asılır
her kuşun eti yenmez
her nasılsa
her nedense
her ne hâl ise
her ne ise (veya her neyse)
her ne kadar
her ne pahasına olursa olsun
her şeyin yenisi, dostun eskisi
her tarakta bezi olmak
her telden çalmak
her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır
her yiğidin gönlünde bir aslan yatar
her yokuşun bir inişi, her inişin bir yokuşu vardır
Birleşik Sözler
her bir
her biri
her daim
her dem
her gün
herhâlde
her hâlde
her yerdelik
her zaman