Haut (die)
deri, cilt, ten, post, kabuk, zar,...
{
skin
}
esas deri, alt deri
{
dermis
}
deri, cilt, post, ortaçağ arazi ölçü...
{
hide
}
kabuk, fırıncı küreği, fırın küreği
{
peel
}
hauen
vurmak, çarpmak, isabet ettirmek,...
{
hit
}
vurmak, indirmek (Argo)
{
clout
}
dayak atmak, acımasızca dövmek;...
{
clobber
}
kemer takmak, kemerlemek; kemerle...
{
belt
}
yumruklamak, yumruk atmak, güm güm...
{
thump
}
kesmek, oymak, oyma ile süslemek,...
{
carve
}
kesmek, makasla kesmek, biçmek, budamak;...
{
cut
}
şekil vermek, şekil almak,...
{
shape
}
balta ile kesmek, yontmak, yarmak,...
{
hew
}
çalmak, vurmak, çarpmak, kapıyı çalmak,...
{
knock
}
balta ile kesmek, yarmak, doğramak,...
{
chop
}
boydan boya kesmek, ağaç kesmek,...
{
cut down
}
alkışlamak, el çırpmak, çarpmak,...
{
clap
}
şaplak atmak, tokatlamak, şamar atmak,...
{
slap
}
häuten
derisini yüzmek, soymak, kabuğunu...
{
skin
}
derisini yüzmek, soymak, sert bir dille...
{
flay
}
çiğ etle beslemek, derisinden eti...
{
flesh
}
kabuğunu soymak, soymak, soyunmak,...
{
peel
}
deri değiştirmek, kabuk bağlamak, pul...
{
slough
}
dökmek, akıtmak, yaymak, ışık tutmak,...
{
shed
}
haut
yüksek, yukarı, uyuşturucu almış, üst,...
{
high
}
uzun boylu, boylu boslu, uzun, yüksek,...
{
tall
}
kalkık, yükseltilmiş, zamlı, kabarık,...
{
raised
}
büyük, önemli, ulu, muazzam, ünlü,...
{
great
}
haute
hauen hieb hat gehauen A döğmek