hauen
vurmak, çarpmak, isabet ettirmek,...
{
hit
}
vurmak, indirmek (Argo)
{
clout
}
dayak atmak, acımasızca dövmek;...
{
clobber
}
kemer takmak, kemerlemek; kemerle...
{
belt
}
yumruklamak, yumruk atmak, güm güm...
{
thump
}
kesmek, oymak, oyma ile süslemek,...
{
carve
}
kesmek, makasla kesmek, biçmek, budamak;...
{
cut
}
şekil vermek, şekil almak,...
{
shape
}
balta ile kesmek, yontmak, yarmak,...
{
hew
}
çalmak, vurmak, çarpmak, kapıyı çalmak,...
{
knock
}
balta ile kesmek, yarmak, doğramak,...
{
chop
}
boydan boya kesmek, ağaç kesmek,...
{
cut down
}
alkışlamak, el çırpmak, çarpmak,...
{
clap
}
şaplak atmak, tokatlamak, şamar atmak,...
{
slap
}
Haue (die)
kazma, kürdan, seçme, seçenek, hasat,...
{
pick
}
Haudegen
m l. iki tarafi keskin ağır kisa kilic; hancer, gaddare 2. kilic oynatan 3. (alter) kahraman; eski kabadayi asker -e f l. (südd.) sivri kazma; külünk 2. (Prügel) kötek. dayak; ^ kriegen (od. beziehen) dayak yemek ~en l. dövmek, vurmak 2. (Holz) yarmak, kesmek 3. (hacken) capalamak 4. (Loch) acmak 5. (nach j-m) b-ne karsi el kaldirmak 6. (um sich) a) cirpmmak b) (m. dem Schwert) çalakılıç üzerine yürümek 7. (in Stein usw.) hakketmek, oymak; sich ^ dövüsmek, vurusmak; Das ist nicht gehauen und nicht gestochen. Bu, hiç bir seye benzemiyor. Ne sap ne seker. Ich hau dich kurz und klein! Suratini persembe pazarına çeviririm! Er hat sein ganzes Geld auf den Kopf gehauen. F Olanca parasini bitirdi. in Stücke ~ kırıp dökmek j-m eins hinter die Ohren ~ b-ne bir tokat aşk etmek, indirmek; in die Pfanne ~ fig. imha etmek, mahvetmek -er m yaban domuzunun köpek dişi
hauen
v. 'hauın
vurmak; kesmek, yarmak: (kd.) dayak atmak
hauen
" kesmek, yarmak; dayak atmak, dövmek"
hauen
hieb haute hat gehauen A döğmek