gemer
inlemek, sızlanmak, gıcırdamak
{
groan
}
domuz gibi homurdanmak, homurdanmak,...
{
grunt
}
havlamak, ulumak, inlemek, uğuldamak,...
{
howl
}
ağlamak, ağıt yakmak, feryat etmek,...
{
wail
}
sızlanmak, mızırdanmak, mızmızlanmak
{
whine
}
gemir
inlemek, sızlanmak, gıcırdamak
{
groan
}
ağlamak, sızlanmak, inlemek
{
whimper
}
ağlamak, ağıt yakmak, feryat etmek,...
{
wail
}
gemere
inlemek, sızlanmak, gıcırdamak
{
groan
}
melemek; cılız bir sesle konuşmak
{
bleat
}
ağlamak, ağıt yakmak, feryat etmek,...
{
wail
}
sızlanmak, mızırdanmak, mızmızlanmak
{
whine
}
uğuldamak, inlemek, hışırdamak
{
sough
}
gémir
inlemek, sızlanmak, gıcırdamak
{
groan
}
ağlamak, zırlamak, çocuk gibi ağlamak,...
{
pule
}
uğuldamak, inlemek, hışırdamak
{
sough
}
ağlamak, ağıt yakmak, feryat etmek,...
{
wail
}
ağlamak, sızlanmak, inlemek
{
whimper
}
sızlanmak, mızırdanmak, mızmızlanmak
{
whine
}
Gemi
Gemi,
su üstünde yüzen,
insan ve yük taşımada kullanılan büyük tekne. Genel kullanımda sözcük bir kayıktan daha büyük herhangi bir tekneyi tanımlarsa da, günümüzdeki anlamıyla gemi sözcüğü, açık
denizde ya da iç denizlerde kullanılmak için yapılmış büyük tonajlı, güverteli tekneleri belirtir.
Daha fazlası için Wikipedia.org adresine gidin…