gegeben
verilmiş, belirlenmiş, belli, bilinen,...
{
given
}
geben
vermek, hediye etmek, uçlanmak, ödemek,...
{
give
}
vermek, uymak, bağdaşmak, uyum sağlamak
{
accord
}
vermek, bağışlamak, hediye etmek, yerine...
{
bestow
}
vermek (ödül); karar vermek, hükmetmek;...
{
award
}
sunmak, sahneye koymak, vermek, bulunmak...
{
present
}
dağıtmak, vermek, paylaştırmak, yaymak,...
{
distribute
}
karşılamak, sağlamak, gidermek, ihtiyacı...
{
supply
}
taşımak, nakletmek, iletmek, yollamak,...
{
convey
}
teslim etmek, iletmek, dağıtmak, vermek;...
{
deliver
}
bağışlamak, bağışta bulunmak, vermek,...
{
donate
}
üretmek, yapmak, göstermek, ortaya...
{
produce
}
vermek, sağlamak, ürün vermek, eğilmek...
{
yield
}
vermek, nasip etmek, onaylamak, kabul...
{
grant
}
vermek, uzatmak, yardım etmek
{
hand
}
ödünç vermek, borç vermek, vermek,...
{
lend
}
taşımak; katlanmak, çekmek, sineye...
{
bear
}
vazgeçmek, terketmek, bırakmak, feragat...
{
relinquish
}
gegeben
vgl. geben; -e Tatsachen pl. donneler; zur -en Zeit vakti merhununda; Er ist der -e Mann hierfür. Bu isin en muvafik adami odur. ^ erscheinen muvafik gibi görün-mek -en.fatls icabinda; icabi halinde; lüzum görüldügü takdirde; lüzumu takdirinde; geregince °heit / l.^syc/i. ortam 2. donne, realite, gercek(-lik), hakikat, seniyet; (pl. -en a.) mevzuat; Man muß sich nach den jeweiligen -en richten. Ayagini yorganma göre uzatmak läzim. Spr. Misafir umdugunu degil, buldugunu yer. Spr.
gegeben
geben gibt gab gäbe DA vermek