Gefallen (das)
iyilik, lütuf, nezaket, şefkât, iltifat
{
kindness
}
zevk, haz, sevinç, keyif, memnuniyet,...
{
pleasure
}
haz, zevk, hoşlanma, beğenme;...
{
enjoyment
}
gefallen
düşmüş, düşük, kötü yola düşmüş, düşkün,...
{
fallen
}
Gefälle (das)
yokuş, iniş (yol); düşüş; gerileme
{
downgrade
}
çökme, çöküş, gerileme, batma, düşüş;...
{
decline
}
sonbahar, yaprak dökümü, düşme, dökülme,...
{
fall
}
fallen
düşmek, inmek, dökülmek, yıkılmak,...
{
fall
}
düşmek; düşürmek; alçalmak; kesilmek,...
{
drop
}
düşmek, devrilmek, yıkılmak,...
{
tumble
}
batmak, kötüleşmek, gitgide çökmek,...
{
go down
}
inmek, alçalmak; saldırmak, baskın...
{
descend
}
düşmek (fiyat), eğilmek, sarkmak,...
{
sag
}
batmak, gömülmek, saplanmak, basmak,...
{
sink
}
sarkmak, eğilmek, sarkıtmak, eğmek; hali...
{
droop
}
çökmek, birden düşmek, pat diye düşmek,...
{
slump
}
batırmak, batmak, daldırmak, sular...
{
submerge
}
çökmek, düşmek, yıkılmak, portatif...
{
collapse
}
çürütmek, çürümek, bozmak, bozulmak;...
{
decay
}
çökmek, zayıflamak, düşmek, batmak,...
{
decline
}
Gefallen
m, n l. (Gefälligkeit) hatir; gönül yapma 2. (Vergnügen) lezzet; haz duyma 3. (Wille) keyif, irade, arzu; ~ finden (an) bsden hoslanmak, hazzetmek; bsi begenmek; (allmählich) zevkine varmak; keinen rechten ~ finden (an) bsle basi ho§ olmamak; bsi kötümsemek; gözü tutmamak j-m e-n ^ tun (od. erweisen) bir lütufta bulunmak; Tun Sie mir den ~ und ... Hatırım için ... (yapınız); Man hätte ihm keinen größeren ^ erweisen können. Zaten arzukeşti. Hazzin daha fazlasi yapilamaz-di. Ihnen zu ^ hatinmz icin; j-m zu ^ sein b-ne yaran-mak; j-m zu ^ reden dil dökmek; nabzına girmek
gefallen 1. beğenilmek; bş b-nin hoşuna (keyfine, zevkine) gitmek; hoş gelmek; zevkini okşamak; (sehr) gözde olmak; (nicht mehr) gözü tutmamak (bşi) 2. hoşnut etmek; makbule geçmek; bşden tat almak; bşin tadını almak; sich in etw. ~ bşden lezzet almak, haz duymak; Das gefällt mir. bu hoşuma gidiyor. Wie es Ihnen gefällt! Nasıl isterseniz! sich et. ~ lassen 1.(hinnehmen) hoşgörmek, kabul etmek, kendine yedirmek 2. (von j-m alles) nazını çekmek; Laß dir nichts gefallen! Er ol da baş yar!
Gefallen
r. gıfalın
1. hatır; zevk, haz
2. hoşuna gitmek
Gefallen
[der] iyilik, lütuf
gefallen
hoşuna gitmek
gefallen
fallen fällt fiel düşmek