geboren
yerli, doğal, doğuştan
{
native
}
gebären
taşımak; katlanmak, çekmek, sineye...
{
bear
}
babası olmak; neden olmak; yol açmak,...
{
beget
}
yapmak (çocuk), yaratmak, icat etmek,...
{
father
}
üretmek, meydana getirmek, var etmek,...
{
generate
}
geboren
kızlık soyadı ile
{
nee
}
geboren
l. dogan, dogmus 2. (für, als) cok istidadi olan; ^ werden dogmak; dünyaya gelmek; Wo sind Sie ^7 Ne-rede dogdunuz? in Istanbul ^ und aufgewachsen dogma büyüme tstanbullu; Wissen Sie, wo ich ^ bin? Benim nereli oldugumu biliyor musunuz? ein -er Gentleman dogustan kibar; Er ist ein -er Dichter. Fitraten sairdir. ein -er Intrigant fitne kumkumasi -e (Frau) dogusu; Frau Alt, -e Schmidt Schmidt kizi bayan Alt
geboren
gı'bo:rın
doğmuş
geboren
doğmuş, doğan