gebar
basmak (çalgı, para), hesap bakiyesini...
{
strike
}
vurmak, çarpmak, isabet ettirmek,...
{
hit
}
ezmek, sıkıştırmak, sıkmak; öğütmek;...
{
crush
}
parçalamak, mahvetmek, yenmek, ezmek,...
{
smash
}
gebaren
taşımak; katlanmak, çekmek, sineye...
{
bear
}
bakmak, görünmek; ummak, ümit etmek;...
{
look
}
gebären
taşımak; katlanmak, çekmek, sineye...
{
bear
}
babası olmak; neden olmak; yol açmak,...
{
beget
}
yapmak (çocuk), yaratmak, icat etmek,...
{
father
}
üretmek, meydana getirmek, var etmek,...
{
generate
}
gebar
gebären gebiert (gebärt) gebäre hat geboren A doğurmak