göz

Get Babylon's Translation Software! Free Download Now!
Babylon 8 - Your all-in-one solution
Award winning translation software trusted by millions. Translate from any language to any language.
View Demo


Türkçe VikipediDownload this dictionary
Göz (organ)
Göz, göz çukurunda bulunan, iri bir bilye büyüklüğünde, görmeyi sağlayan küremsi bir cisimdir.
Daha fazlası için Wikipedia.org adresine gidin…

Bu makale Vikipedi®'den bilgiler kullanır ve GNU Özgür Belgeleme Lisansı tarafından lisanslanmıştır.

Kelimeler Turkish Turkish dictionaryDownload this dictionary
göz

isim
 
1 .    Görme organı.  
2 .    (bazı deyimlerde) Görme ve bakma.  
3 .    İyi veya kötü nitelikler, tutkular, duygular anlatan bakış.  
4 .    Bakış, görüş.  
5 .    Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak:
       "Asıl felâket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu?"- T. Buğra.  
6 .    Delik, boşluk:
       "Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır."- S. F. Abasıyanık.  
7 .    İçine girilen, öteberi konulan, bölümleri olan bir şeyin her bölmesi:
       "Şu fakir mahallede bir göz evim olsaydı / Nasıl sevinç içinde çıkardım şu yokuşu."- Z. O. Saba.  
8 .    Çekme, çekmecelerin her biri.  
9 .    Terazi kefesi.  
10 .    Kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında bir şeye kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk, nazar:
       "Dedim ya adamcağız göze geldi. Göz fena şeydir."- R. N. Güntekin.
       "İnsanı gözle yiyip bitirirler."- Ö. Seyfettin.  
11 .    Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı.  
12 .    Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri.  
13 .    Bölüm, hane.  
14 .    Bazı yaraların uç bölümü.


   Atasözü, deyim ve birleşik fiiller

göz açamamak
göz açıp kapayıncaya kadar
göz açtırmamak
göz alabildiğine
göz almak
göz ardı etmek
göz atmak
gözaydına gelmek (gitmek)
gözaydın etmek
göz boyamak
göz değmek
gözden çıkarmak
gözden düşmek (veya düşürmek)
gözden geçirmek
gözden gönülden çıkarmak
gözden ırak olan gönülden de ırak olur
gözden kaçırmak
gözden kaçmak (veya gözünden kaçmak)
gözden kaybetmek
gözden kaybolmak
gözden nihan olmak
gözden sürmeyi çalmak (veya çekmek)
gözden uzaklaşmak
gözden uzak tutmak
göz dikmek
göz doldurmak
göz doyurmak
göze almak
göze batmak
göze çarpmak
göze diken olmak
göze girmek
göze görünmek
göze görünmemek
göz etmek
göze yasak olmaz
göz gezdirmek
göz göre göre
göz görmeyince gönül katlanır
göz gözü görmemek
göz kamaştırıcı
göz kamaştırmak
göz kaş süzmek
göz kesilmek
göz kırpmadan
göz kırpmak
göz kırpmamak
(bir şeye) göz koymak
göz kulak olmak
gözle görülür, elle tutulur hâle gelmek
gözleri bayılmak
gözleri berraklaşmak
gözleri buğulanmak (veya bulutlanmak)
gözleri çakmak çakmak (olmak)
gözleri çukura gitmek (veya kaçmak)
gözleri dolmak (veya dolu dolu olmak)
gözleri dönmek
gözleri evinden (veya yuvalarından) uğramak (veya fırlamak)
gözleri fıldır fıldır etmek
gözleri ışık içinde (veya ışıklı)
gözleri kamaşmak
gözleri kan çanağına dönmek (veya gözleri kanlanmak)
gözleri kapanmak
gözlerinden okumak
gözlerinde şimşek (veya şimşekler) çakmak
gözlerine inanamamak
gözlerini açmak
gözlerini bayıltmak
gözlerini belertmek
gözlerini bitirmek
(birine) gözlerini devirmek
gözlerini devirmek
gözlerini dikmek
gözlerini fal taşı gibi açmak
gözlerini kaçırmak
gözlerini kan bürümek
gözlerinin içi gülmek
gözlerinin içine kadar kızarmak
gözlerini (veya gözünü) oymak
gözleri parlamak
gözleri sulanmak
gözleri süzülmek
gözleri takılıp kalmak
gözleri velfecri okumak
gözleri yaşarmak
gözler önüne serilmek
gözler önüne sermek
gözle yemek
göz süzmek
gözü akmak
gözü alışmak
gözü almamak
gözü arkada kalmak
gözü bir şeyde (veya bir şeyin üzerinde) olmak
gözü bulanmak
gözü büyükte olmak
gözü çıkasıca
gözü çıkmak
gözü dalmak
gözü değmek
gözü doymak
gözü dönesi
gözü dönmek
gözü dumanlanmak
gözü dünyayı görmemek
(bir şeyi) gözü gibi sakınmak (saklamak veya esirgemek)
(bir şeyi) gözü gibi sevmek
(bir şeye) gözü gitmek
gözü gönlü açılmak
gözü görmemek
(birini veya bir şeyi) gözü görmez olmak
gözü göz değil
gözü hiçbir şey görmemek
(bir kimseyi) gözü ısırmak
gözü ilişmek
gözü kalmak
gözü kaymak (veya kaçmak)
(birini, bir şeyi) gözü kesmek
(birini bir şeyi) gözü kesmemek
gözü kızmak
gözü korkmak
(bir şeyin) gözü kör olsun
gözüm! (veya gözümün nuru)
gözüm çıksın (veya kör olsun)
(birini) gözüm görmesin
gözün aydın!
(birinin) gözünde
gözünde büyümek
gözünde büyütmek
gözünden kıskanmak
gözünden sürmeyi çalmak
gözünden uyku akmak
(bir şey birinin) gözünde olmamak
gözünde şimşek çakmak
gözünde tütmek
gözüne bakmak
gözüne batmak
gözüne çarpmak
gözüne dizine dursun
(birinin) gözüne girmek
gözüne hiçbir şey görünmemek
(bir şey) gözüne ilişmek
gözüne karasu inmek
gözüne kestirmek
gözüne sokmak
gözüne uyku girmemek
(kendi) gözünü açmak
(birinin) gözünü açmak
(bir kadın bir erkekte) gözünü açmak
(bir yerde) gözünü açmak
gözünü ağartmak
gözünü alamamak
(bir şeyden) gözünü ayırmamak
(birinin bir şey) gözünü bağlamak
gözünü (bir şeye) dikmek
(bir şey) gözünü bürümek
(bir şeyin) gözünü çıkarmak
gözünü daldan budaktan (veya çöpten) esirgememek (veya sakınmamak)
gözünü doyurmak
gözünü dört açmak
gözünü duman bürümek
gözünü gözüne dikmek
gözünü hırs bürümek
gözünü kan bürümek
gözünü kırpmadan
gözünü kin bürümek
(birinin) gözünü korkutmak
gözünün bebeği gibi sevmek
gözünün çapağını silmeden
gözünün içine baka baka
(birinin) gözünün içine bakmak
gözünün kuyruğuyla (veya ucuyla) bakmak
gözünün önünden geçmek
gözünün önünden gitmemek
gözünün önünde olmak
gözünün önüne gelmek
(birine) gözünün üstünde kaşın var dememek
(birinin) gözünün yaşına bakmamak
gözünü oymak
gözünü sevdiğim
gözünü seveyim
gözünü toprak doyursun
gözünü üstünden ayırmamak
gözünü (veya gözlerini) kapamak
gözünü yıldırmak
gözünü yummak
(bir şeye) gözünü yummak
(bir şeyde) gözü olmak
(bir şeyde) gözü olmamak
(bir kimsenin) gözü önünde
gözü sönmek
(birinden) gözü su içmemek
(bir şeye) gözü takılmak
gözü toprağa bakmak
(birini, bir şeyi) gözü tutmak
gözü uyku tutmamak
gözü (veya gözleri) açılmak
gözü (veya gözleri) kararmak
gözü (veya gözleri) üstünde (kalmak)
(bir işi) gözü yememek
gözü yılmak
(bir şeye) ... gözüyle bakmak
gözüyle görmek
gözüyle tartmak
göz var, izan var
göz yıldırmak
göz yummak
göz yummamak

Birleşik Sözler

göz akı
göz alıcı
gözaltı
göz altı kremi
göz aşısı
göz aşinalığı
göz bağcı
göz bağı
göz bankası
göz banyosu
göz bebeği
göz bilimi
göz boncuğu
gözdağı
göz demiri
göz dikeği
göz dişi
göz emeği
göz erimi
göz etçiği
göz evi
göz göz
göz göze
göz hakkı
göz hapsi
göz kadehi
göz kapağı
göz kararı
göz kesesi
göz kuyruğu
göz memesi
göz merceği
göz nuru
göz önü
göz önünde
göz pencere
göz pınarı
göz sevdası
göz taşı
göz ucu
göz yoklaması
göz yuvarı
göz yuvası
gözü aç
gözü açık
gözü bağlı
gözü dışarıda
gözü kapalı
gözü kara
gözü keskin
gözü pek
gözü sulu
gözü tok
gözü yolda
gözü yüksekte
çıplak gözle
gündüz gözüyle      


Türkçe - Kantokça SözlükDownload this dictionary
göz
mungi

Türkçe Atasözleri (Turkish Proverbs)Download this dictionary
Ağrılardan göz ağrısı, her kişinin öz ağrısı
herkesi en çok ilgilendiren kendi derdidir.

 
Fazla (artık) mal göz çıkarmaz
insanın ne kadar çok malı olursa onun için o kadar iyidir.

 
Kaş ile göz, gerisi (kalanı, artanı, dahası) söz
yüzde en çok dikkati çeken yerler, kaş ve gözlerdir.


(c) http://isimlerimiz.blogspot.com
turkish japaneseDownload this dictionary
göz
me

Define göz

Translate göz





| göz in English | göz in French | göz in Italian | göz in Dutch | göz in German | göz in Russian | göz in Japanese