float
f.
yüzmek, su üzerinde durmak, batmamak, süzülmek, dolaşmak, yüzdürmek, kurmak (şirket), yaymak, piyasaya çıkarmak, dalgalanmak
i.
yüzen şey, sal, şamandıra, duba, olta mantarı, yüzme kesesi, döner sermaye, mala
float
"i. 1. olta mantarı. 2. şamandıra, flotör. 3. duba. f. 1. su yüzünde/havada yüzmek/gitmek. 2. (gemiyi) yüzdürmek. 3. (bir şeyin) su yüzünde yüzerek bir yere gitmesini sağlamak; su yüzünde götürmek; yüzdürmek. 4. hisseleri satarak (bir şirket) kurmak. 5. (döviz kurunu) dalgalanmaya bırakmak. 6. boş verip her şeyi oluruna bırakmak."
float
v.yüz:n.yüzme,yüz
float
yüzmek, batmadan yüzmek, suyun üstünde kalmak; yüzdürmek; havada süzülmek, uçmak; hisse senedi satarak is kurmak; (söylenti, vb.) yaymak, dolastirmak; piyasaya sürmek, satisa arz etmek; (sirket) kurmak, hafif samandira, duba; sergi arabasi; birikmis para,
FLOAT
BOT, ŞAMANDIRA:Bir deniz uçağının denize indiği zaman batmaması için daimi olarak uçak üzerinde bulunan bot veya şamandıra. Buna bazen "pontoon" denir.