Floß (das)
katamaran, kütüklerden yapılmış sal,...
{
catamaran
}
sal, yığın, büyük miktar
{
raft
}
yüzen şey, sal, şamandıra, duba, olta...
{
float
}
suya batmama, canlılık, neşe
{
buoyancy
}
fließen
akmak, dolaşmak, süzülmek, met halinde...
{
flow
}
akıp gitmek, akmak, aralıksız sürmek,...
{
stream
}
azmak, coşmak, taşmak, azıtmak, dolup...
{
overflow
}
fışkırtmak, jet ile uçmak
{
jet
}
koşmak, kaçmak, tabanları yağlamak,...
{
run
}
geçmek, geçirmek, aşmak, devretmek,...
{
pass
}
flößen
yüzmek, su üzerinde durmak, batmamak,...
{
float
}
sürüklenmek, sürüklemek, kendini...
{
drift
}
Floß
n l. sal, sahtur, pot 2. (Schlauchboot) lastik sandal
Floß
[das] sal
floß
fließen flösse ist geflossen akmak